‘Biz’ Diyebilen İnsan Doğru İnsandır!

Zaman siz ilerlemesin istedikçe daha hızlı ilerlemeye başlar. Durup geriye baktığınızda çok zamanınız olduğunu düşündüğünüz anların ne kadar çabuk geçip gittiğini fark edersiniz. Eğer sizde zamanı yakalayamıyorsanız bilmeniz gereken önemli bir şey var demektir ve buda geçen zamanı ne kadar iyi değerlendirdiğinizdir. Hızlı geçtiğini düşündüğünüz zamanların hayatınızda güzel izler bıraktığının farkına vardınız mı hiç? Mesela yazı sevenlerin ‘yaz ne çabuk bitti’ demesi gibi. Ya da en sevdiğiniz arkadaşınızla yoğun iş temposu arasında verdiğiniz bir öğlen yemeği molası, ya da gülen gözlerle size bakan sevgilinizle geçirdiğiniz zaman… Diğer zamanlardan daha hızlı geçmiyor mu sizin içinde? Mutlu olduğunuz yerde, kendinizi iyi hissettiğiniz insanlarla birlikte geçirdiğiniz zaman aslında her zamanki temposunda ilerler. Tek fark sizin yaşadıklarınızdan keyif alıyor olmanızdır. Üzüntüleriniz, mutluluklarınız; gözyaşlarınız ya da tebessümleriniz… Geriye dönüp baktığınızda hepsi hızlıca geçen bütün hayatınızın kısa birer özeti olacaktır aslında. Seçme şansı verseler hangi insan hayatının özeti içi gözyaşlarını seçer ki? Seçme şansı nedir peki? Aslında hepimiz hayatlarımızı yaşarken nelerle karşılaşabileceğimizi farkında olarak ya da olmayarak az çok seçebiliriz. Sıkça karşımıza çıkan ‘doğru insan, doğru karar, doğru zaman’ gibi kavramlar bize hayatımız için karşımıza çıkan şansların tanımıdır. Doğru zamanda yanlış insan, doğru insana karşı yanlış karar şeklinde yapılan hatalardır özetimiz. Bu hataların çoğu zaman farkındadır insan sadece kabul etmek istemez. Kabul etmek çoğu zaman alışkanlıklardan vazgeçmek anlamına geleceği içindir belki de kabullenmenin verdiği korku. ‘Doğrular’ topluluğu olarak adlandırdığım cümleleri birçok kez bende çevremdekilerden dinledim. Bugüne kadar da çoğu zaman ne anlama geldiğini gerçekten anlamamıştım; ancak bunun tarifini artık yapabilirim. Hayatta gerçekten ‘doğru zaman ve doğru insanlar’ diye bir gerçek var. Doğru zaman sizin gerçek dünyaya ne kadar hazır olduğunuzla ilgili, gerçek insan ise gerçekten ‘siz’ olduğunuzun farkında olan insanmış. Doğru insan hayatınızda olduğunda güne başlarken, günü bitirirken ‘biz’ olmayı başarmanızı sağlar. Sadece gülümseyerek iyi hissetmenizi sağlayabilir. Mutlu değil, çok mutlu olduğunuz zaman o da mutlu olur. Aynı dili konuşmak, bir şeyler paylaşmak ya da beraber bir şeyler öğrenmekten zevk alandır. Doğru insan aslında ‘sen ve ben’den ‘biz’ yapabilendir. En önemlisi doğru insan hem aşkı hem arkadaşlığı paylaşabilendir. Doğru zamanı belki siz seçemezsiniz ama doğru insanın farkına varmak sizin elinizdedir.
Doğru insanla geçireceği her bir dakika kadınlar için çok önemlidir. Bu zaman içinde kendini hem özel hem de güzel hissetmek ister. Bakımlı bir kadının kendine olan güveni ise tartışılmaz. Parlak saçlar, düzgün tırnaklar ve en önemlisi kusursuz bir cilt. Kusursuz cilt için ise en önemli olan şey doğru temizliktir. Benim yeni tanıştığım bir marka oldu. ‘Mihri’. Mihri markası ‘Mihri Helal Sertifikalı Doğal ve Organik Kozmetik Ürünleri’ olarak satış yapmakta. İyi ki de yapıyorlar diyebilirim. Markanın temizleme jelini kullanmaya başladığımdan beri bir mucize olduğunu düşünmeden edemiyorum. Cildimin gerçekten temizlendiğini hissedebildiğim tek temizleme ürünü bile diyebilirim. İki kullanım sonrasında bile farkını çok rahat görebiliyorsunuz. Ürünlerin sırrı ise içerilerinde alkol olmaması. Cildiniz hem temizleniyor, hem de denemeden inanamayacağınız kadar yumuşak ve pürüzsüz bir cilde sahip oluyorsunuz. Mihrinin şuan için bende tek olumsuz olan kısmı yüksek fiyatları oldu. Şuan internet satışlarında indirim var ancak gram olarak diğer kozmetik ürünlerden daha az ve biraz daha yüksek fiyatlara sahipler. Mihri’yi bu kadar beğenmişken birde hiç memnun kalmadığım ve beni çok şaşırtan bir markadan bahsetmeliyim. Yıllardır oje dendiğinde aklıma ilk gelen ‘Flormar’ olur; ancak flormar beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Yeni çıkan her ürününü denediğim gibi ;’black dot’ adı ile satışa sunduğu ürünüde denedim ama denemez olsaydım diyorum. Ojenin sürülüşünde ya da duruşunda hiçbir problem yok. Hatta kumlu görüntüsü çok eğlenceli bile diyebilirim; ancak ojeyi çıkarmak istediğinizde işin en sevimsiz kısmıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Rengi çıkan ojenin seriye adını veren ‘black dot’ yani o kumlu görüntünün sahibi siyah toplar tırnağınıza yapışıyor ve çıkarmak için zorladığınız zaman ise tırnaklarınıza zarar veriyor. Tırnaklarımın soyulması 1 haftada anca geçti. Flormar beni ilk kez hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Şu sıralar Flormar Caviar serisini denmek istiyorum fakat korkuyorum tırnaklarımın bir kez daha aynı duruma düşmesinden pek hoşlanmayacağım kesin. Denemekten kendimi alıkoyamayabilirim gibi geliyor. Bakalım bu hafta flormara ne kadar karşı koyabileceğim. Sonbaharı gülümseyerek kucaklayacağınız ve ‘biz’ olmanın keyfine varabileceğiniz güzel bir hafta geçirmeniz dileği ile…Mutlu haftalar…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir