Çağdaş Bale Topluluğundan, Doğudan Masallar

2,5 yaşındaydım bale ile tanıştığımda. Oyun oynadığımı zannederek aşık oldum bale pabuçlarıma. Hayranlıkla izledim büyük büyük salonlarda ‘Fındıkkıranı, Kuğu Gölünü’. ‘ Her kız çocuğu bir prensestir’ diye büyüdüm burnum havada. İyi ki bale ile tanışmışım dedim biraz daha büyüdükçe; çünkü sadece baleyi sevmedim. Sanatın her alanını sevdim. Sanatı tarihini sevdim. Resimlerde kaybolmayı sevdim ama en çok sahnede bale ayakkabılarımın çıkardığı sesi sevdim. Hafta içi akşamları, hafta sonu ders çıkışlarını heyecanla bekledim AKM’de gösteri izlemek için. Büyük salonun ihtişamında müziğin ruhuma işlediğini hissettim her gösteride. O salonlarda seyirci olmak kadar keyifli olan o sahnenin tozunu bir kez bile olsun yutmaktı aslında. AKM için yapılan her kampanyaya her gösteriye destek verdim. Çünkü AKM’nin o ihtişamlı ‘Büyük Salon’uydu beni sanata en derinden bağlayan. Sahnede kendimi düşlemekti küçük bir kız çocuğuyken en gizli hayalim. Dış görünüşü çirkin olsa da içi hep sıcacıktı. AKM kapandıktan sonra hiç bale izlemeye gitmedim. Daha güzel salonlar açıldı yerini doldurmak için. Dünya standartlarında salonlar. Ama bir türlü gidemedim. Kendimi bildim bileli en büyük aşkım olan bale ile arama giren bu soğukluğun nedenini bir türlü çözemedim. Bugün kendim için bir şey yapmak istedim ve sevdiğim, tutkuyla bağlı olduğum şeyleri geri kazanmaya karar verdim. Bu sebeple ‘Çağdaş Bale Topluluğu’nun ‘Doğudan Masallar’ gösterisine gittim. Dansın, müzikle flört edişini izlemek kadar mutlu hissetmedim son zamanlarda. Çağdaş Bale Topluluğu uzun zamandır unuttuğum duyguları hatırlattı bana. Kaybetmeye başladığımız ne varsa sevdiğimiz şeyleri terk etmeye başladığımız için kaybettiğimizi hatırlattı.

Baş Koreograf Cem Ertekin’e koca bir alkış gitti bizden. 2 perdede 5 farklı masal izledik. Hepsi bildiğimiz ancak farklı bir dokunuşla yenilenmiş masallardı. Ferhat ile Şirin, Bahçesaray Çeşmesi, Sırça Köşk, Şahmaran, Şehrazat. Hepsi profesyonel ve başarı balerin ve baletler. Ancak güzel balerinlerimiz beklediğim kadar tutkulu değillerdi. Danslarına asla sözüm yok ancak bir şey vardı eksik kalan. Ta ki Şahmaran masalı başlayana kadar. Aradığım tutkuyu Yasin Anar ve Barış Sönmez’in dansında gördüm. Birçok erkek bale dansçısı (biz onlara ‘balet’ deriz) takip ederimin hayranlıkla ve onların içine bu iki isimde eklendi büyük bir keyif ile. Onları izlerken bir kez daha iyi ki böyle bir gönül bağım var sanatla dedim. Ara ara tozlu raflardan çıkarıp giydiğim bale ayakkabılarıma (pointlerimle) sıkı sıkı sarılmak istedim.

poster-350x500

Salonu doldurmuş küçük hanım ve küçük beyleri izledim bir süre. Heyecanla gösteriyi seyretmeye gelmişlerdi. Perde arasında aralarında ‘bende bunları yapacağım’ diye konuşmalarına kulak misafiri oldum. Sanatın hangi dalında olursa olsun bir ilgi alanı olsun çocuklarınızın. Sanatla uğraşan çocuğun kimseye zararı olmaz, faydası olur. Yaşamayı sever, insanları sever, her zaman daha ileri, daha aydınlığa yürür. Son dönemlerde iyi haber almak zor oldu diye düşünüyorsanız, etrafınızı aydınlatmak için biraz kendinize zaman ayırın ve tiyatroya, baleye, bir konsere gidin. Emeği alkışlayın ve ruhunuzu özgür bırakın. Güzel işler yapmaya çalışan sanatçı arkadaşlarımıza destek olalım. Bu yüzden artık düzenli olarak sizinle etkinlikleri paylaşacağım. 18 Ekim Salı akşamı Rachmaninov Anatolian Project Avusturya Kültür Ofisindeki konser ile ruhunuzu beslemeye gelin.

14500708_1269209529797341_2270034257254720839_o