Güzelleşmek için birkaç dakika yeter

Son günlerde terör olaylarından, duyduğumuz can kayıplarından hepimiz yorulmadık mı? Hayata tutunabilmek yeniden huzurlu olmaya hasretken bizden bekleneni yapıp hayatın karşında durup yaşamaktan vazgeçmemeliyiz. Gelin biraz içimizi ferahlatalım, kafamızı dağıtalım ve kendimizi şımartıp yola devam edelim. Güzelliğimizi pekiştirmeye ne dersiniz? Bir kahve molası ile yeni bir siz yaratalım ister misiniz? Gelin sizi iki harika kadının girişimi ile tanıştırayım.

Geçtiğimiz aylarda Nişantaşı’nda özellikle biz kadınların yoğun ilgisini gören harika bir plastik cerrahi kliniği açıldı. Klinik Anka. Klinik Anka, güzel oldukları kadar başaralı iki kadın doktor tarafından hizmet vermeye başladı. Op. Dr. Gamze BEKTAŞ’ın ve Op. Dr. Anı ÇİNPOLAT’ın beraber çıktıkları bu yolda insana güven veren en keyifli detay bu iki kadınında oldukça güzel olması. Sizi bilmem ama ben güzelleşmeye gittiğim bir merkezde öncelikle buradaki doktor ve çalışanlara bakıyorum. Bana göre hizmetin kalitesi ve güveni için bu önemli bir detay. Düşünsenize zayıflamak için diyetisyene gidiyorsunuz ve diyetisyeniniz şişman. Size sürekli ne yemeniz gerektiğini söyleyen birinin şişman olması sizi ideal kilonuza ulaştıracağı hakkında nasıl bir motivasyona iter. Durumu açık bir şekilde anlatabildiğimi düşünüyorum. Klinik Anka’ya yaptığım ziyarette sevgili Op.Dr Gamze Bektaş ile tanışma fırsatı buldum. Kendisi sadece bir plastik cerrah değil aynı zamanda büyük başarıla imza atmış ve başarılarını ödülleri ile desteklemiş bir hanımefendi. Dünya’nın ilk rahim naklini gerçekleştirdi desem ne dersiniz? İlk duyduğumda bende şok oldum ve bu kadına hayran olmamak elde değil diye düşündüm. Gamze hanıma başarısını sorduğumda ‘Türkiye’nin ilk kol nakli ve yüz nakli’ ameliyatlarını gerçekleştiren ekipte yer aldığını ekledi ve mütevaziliğini bozmadan; ‘Bu bir ekip çalışması’ diye çalışma arkadaşlarını onurlandırmadan geçmedi. Şimdilerde ise kendi bebeği olan Klinik Anka ile bizleri buluşturdu. Başarılı ortağı ile beraber öğle arasında, hatta hiç abartmıyorum iki kahve arasında kendinizi şımartabileceğiniz ve güzelleşebileceğiniz mucize denecek teknikler ile harika bir görünüme sahip olmamız için çalışıyorlar. Tabi ki doktorlarımız sadece ameliyat gerektirmeyen kozmetik dokunuşlar yapmıyorlar. Burun ameliyatı, kol germe, liposuction, genital bölge estetik ameliyatları, kepçe kulak operasyonu ve aklınıza gelebilecek birçok estetik operasyonu gerçekleştiriyorlar. Ancak son dönemlerde en çok trend olan ameliyatsız teknikler hem çok çabuk işe ve günlük hayata dönmek için hem de zaman kaybetmeden hastane ortamına girmeden gençleşmek, yenilenmek ve güzelliğimizi pekiştirmek için daha fazla gündeme geliyor diyebiliriz. Botox, dolgu, ameliyatsız yüz germe, lazer epilasyon, Cilt bakımı, bölgesel incelme ve sıkılaşma; daha birçok sadece küçük bir zaman ayırarak kendinizi ödüllendireceğiniz teknik var. Benim son dönemde en çok ilgimi çekenlerden biri olan PRP “Platalet Rich Plasma” tekniğinide unutmayalım. Kişinin kendinden alınan kan, işlemlerden geçiriliyor ve yenilenen hücreler ile yeniden vücuda yükleniyor. Tadaaa işte yeni biz siz.

Bunların çoğunu duymuş belki yaptırmış olabilirsiniz. Yalnız dikkat etmeniz gereken en önemli nokta kime ve nereye yaptırdığınız. Örneğin botox uygulanması gerekenden fazla veya yanlış bir yere yapılırsa (yanlış bir sinire denk gelmek gibi) felç olma riskiniz bile var biliyor muydunuz? Bu sebeple ben hem doktor oldukları hem de işlerinin uzmanı oldukları için Klinik Anka’yı sizlere gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum. Önümüzdeki günlerde cilt bakımı gibi masum tedaviler için beni klinikte yakalamanız mümkün. Sonucu mutlaka sizinle paylaşacağım.

Neden Anka diye soracak olursanız da buyurun hikayesi;

” Rivayet olunur ki; Anka kuşu bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Kuşlar hiç görmeseler de Anka’ya inanır, onun kendilerini kurtaracağını düşünür ve hep onu beklerlermiş. Bir gün bütün kuşlar toplanmış ve hep birlikte Anka’nın huzuruna çıkıp yardım istemeye karar vermişler. Ancak Anka kuşunun yuvası bulutların üzerindeki Kaf dağının tepesindeymiş. Hep birlikte zorlu bir yolculuğa çıkan kuşlar, zaman geçtikçe birer birer vazgeçmişler ve dökülmeye başlamışlar. Kaf dağına vardıklarında geriye sadece otuz kuş kalmış ve yuvayı bulduklarında aradıkları sırrı sözcükler dile getirmiş. Anka Farsça’ da otuz kuş demekmiş. Meğer onların hepsi bir Anka’ymış ve Anka onların her biriymiş… Simurg Anka Efsanesi ”