Hayal ettiğin kadar yaşarsın…

Yahya Kemal ne güzel demiş ‘İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar’. Şu hayatta bize umut veren hayallerimizden başka ne var ki? En karanlık anlarda bile hayallerden başka ne ışık olur bize? Karanlıkta kaybolmak yeniden hayallerine sarılmak için doğru zamandır. Kalbinde ne varsa ya yanına alır aydınlığa koşarsın, ya da umutlarını karanlığın içine atar ve daha derine yüzersin. Mutlu olmak ille de hayallerine sahip olmak değildir. Mutlu olmak nefes aldığın için şükretmektir. Mutlu olmak hayal kurduğunda gülümseyebilmektir. En güzeli de hayallerini paylaşabilmektir. Ne için yaşar insan? Doğar, büyür, çalışır ve ölür. Peki bu yol üzerinde var olmamızın sebebi nedir? Dünyaya bir gün ölmek için gelmez insan. Dünyaya gelir çünkü yaşaması, öğrenmesi, büyütmesi, keşfetmesi gereken birçok şey vardır. Mesela ‘aşık olmak’. Her yiğidin harcı değildir aşık olmak; ama dünya öyle bir dünya ki hayal eder her insan bir gün aşık olmayı. İşte bu yüzden doğdu gün itibari ile aşkı aramaya başlar. İnsan aslında kendi yolunda kaybolur zaman zaman. Ne istediğini neye ihtiyacı olduğunu unutarak… Siz hayallerinizi yazar mısınız bilmem ama ben her yeni yıla girerken yazıyorum bu yıl ki hayallerimi. Bu listeyi ne kadar tamamlayabildiysem o kadar mutlu olurdum. Bu yıla kadar. Bu yeni yıla başladığımda yeni bir liste yaptım. Sonra geçmiş yılları düşündüm. Gerçekten bunlardan mutlu oldum mu diye? Evet hayatıma dokunan ve beni iyi hissettiren şeylerdi ama bunlar gerçekten benim hayallerim değildi. Gerçekleştirmek için sadece biraz emek vermem gereken şeylerdi. Mesela daha fazla yazı yazmak. Yazmak en sevdiğim ve en keyif aldığım hatta kendimi tek ifade edebildiğim zamanken neden bunu hayallerim arasına yazmıştım. Ya da daha fazla seyahat etmek. Seyahat etmek, yeni yerler görmek, tarihini, kültürünü ve sanatını hissetmek benim için adeta kendini bulma yolculuğu. Yeni bir şehrin sanatsal dokusu kadar beni heyecanlandıran çok az şey var. Seninle ufak bir sır paylaşayım mı? Yazın sadece plajda yatarak geçireceğim tatilleri bu yüzden sevmiyorum. Gittiğim yerde mutlaka bir müze ya da tarihi bir yapı görmek istiyorum. Sanki kaybolmuş bir çocuğun evi araması gibi bir his bu. Gittiğim yere kendimi ait hissettiğimde yeniden gitmek istiyorum. Yeniden onu yaşamak bu sefer evimdeymiş gibi.  Bunlar benim yapmayı sevdiğim ve zamanla aksattığım şeyler. Bu yıl bunların benim hayallerim olmadığını fark ettim. Bu zaten benim. Bu olmak istediğim değil, olduğum ama ihmal ettiğim benim. Sonra 10 yıl öncesine döndüm ve neler hayal ettiğime baktım. Biraz üzüldüm, kırıldım. Vazgeçtiğim benin ne kadar kıymetli olduğunu gördüm. Büyüdükçe hayallerimi daha ulaşılabilir kurduğumu fark ettim. Oysa bizler beyaz atlı prensin, prensesi şatodan kurtaracağına inanan çocuklardık. Demek istediğim şu ki hayal etmekten vazgeçmeyin. Bakmayın küçümser göründüğüme. Her bir hayal sizi hayata bağlar. Kalbinizi büyütür. Her sabaha daha sevgi dolu başlamanızı sağlar. Mutluluk budur aslında. Kendiniz için yaşadığınızı hissetmek. Çünkü hayaller aslında tek kişiliktir. Kuracağınız evlilik hayali bile sadece sizindir. İki kişilik bir düş gibi görünse bile bu sizin zihninizdedir ve sadece size aittir. Hayatınız için hayal kurun. 5 yıl sonra neleri yapmış olmak istersiniz. 10 yıl içinde ölecek olsanız bu olmadı diye yeniden doğmak isteyeceğiniz hayaller olsun.  Ben Yahya Kemal’in aksine insanların hayal ettiği müddetçe değil, hayal ettiği kadar yaşadığını düşünüyorum. Hayallerin ne kadar büyük olursa hayata bağlılığın ve hayat kaliten o kadar artar. Daha büyük aşık olursun, daha çok para kazanırsın, daha iyi bir işin olur… Ve buna benzer milyonlarca şey söyleyebilirim. Kalbini aç, kendini sev ve ışık dolu düşlerde kaybolmanın ulaşılmaz mutluluğunun tadını çıkar.