Kiralık Olsun, Tapusuz Olsun!

Çok değil daha birka sene öncesine kadar etrafımız kariyer peşinde koşan, ‘evlilik mi, çocuk doğurmak mı? Aman benden uzak’ diyen kadınlarla doluydu. Ne olduda birden evlilik isteği yeniden canlandı. Birde tutturmuşuz ‘biyolojik saat’ diye. Hayır bu saat her beş senede bir, bir ileri bir geri yapıyorda kaçırıyor muyuz? Sex and The City vardı hani; hepimiz Carrie Bradshaw oluyorduk. Güçlü, büyük şehirli, kariyer sahibi, biraz parti kızı, biraz biraz biraz… diye devam eden birçok olmak istediğimiz özelliğe sahip kadın değil miydi? Ne oldu hepimizin içindeki Carrie 2008 yılında dizinin devamı olan sinema filminde Carrie ve Mr Big’in evliliği ile mi öldü? Fark ettiniz mi; isteyerek yada farkında olmayarak kafanızda sürekli bu düşünceyi kuruyorsunuz. O, bu, şu evlendi ben neden hala bekarım düşüncesi içinizi kemirmiyor olamaz. Nedense bu aralar bu düşünce 25 yaş ve üzeri olarak sınıflandırabileceğim kadınların %90’lık kısmında mevcut. Peki neden? Kariyer yapmanın ne kadar zor ve meşakatlı olduğunu anlamak mı bizleri bu düşünceye itiyor yoksa bu gerçekten hiç yakalayamadığımız şu ‘biyolojik saat’le ilgili birşey mi? Sadece aşık olsak yetmiyor mu? Sadece mutlu olsak. Sevdiğimiz insanla sadece birbirimizi sevmeye devam etsek ne olur? Olay aynı evde yaşamak mı sadece? Güzel giden bir ilişkide bunun önemi var mı? Sanırım hayatı paylaşmak denen algıyı biz biraz yanlış anlıyoruz bu aralar. Hayat sadece aynı kapıyı kilitleyince paylaşılmıyor. Hayat beraber gülünce, ağlayınca, eğlenince paylaşılıyor. Hani o meşhur ‘iyi günde, kötü günde’ sözü varya aslında tamda bunu söylüyor. Belki henüz sevdiğiniz insanla beraber uyanma şansınız yok ama şuan sahip olduklarınızın farkında mısınız? Sadece aşkı arayan ne kadar çok kadın olduğunu biliyor muydunuz? Eğer güzel giden bir ilişkiniz varsa ona sıkı sıkı sarılın. Mutlu olmayı düşleyenleri unutmayın ve şanslı olduğunuzu fark edin. Kendi ayaklarınız üzerinde durabiliyor olmak, birlikte ‘hayatı paylaşacak’ birine sahip olmak bile hayatın size armağanıdır. Bir kadın bir erkeğin hayatının elmasıdır. Hayatını aydınlatır ve toplum içindeki yerini belirler; ama bir erkek kadının hayat ışığının parlamasına yardım edebileceği gibi o ışığı söndürebilirde. Evlilik dışında önceliklerinizi belirleyin. Size ait yaşam çizginizi kimseyle paylaşmayın ve yapmak istediklerinizi tamamlamadan evlenmeyin. Boşanmayla sonuçlanan evliliklerin sebebinin iki kişininde hayata dair yapması gerekenleri tamamlamamış olduğunu biliyor muydunuz? Yada böyle düşünmüş müydünüz? Siz bırakın evlilik peşinde koşmayı aşkı bulun ve mutlu olmaya bakın. İlla tapusunu almak şart değil, sevdiğiniz yanınızda olsun bırakın kiracı gibi olsun. Mutluluğun tarifini sadece siz yapabilirsiniz, unutmayın. Hayatınızın en mutlu anı bir deftere imza attığınız an değildir. Hayatta en mutlu an kendiniz ile gurur duyduğunuz anlardır. Evli, mutlu, çocuklu günlerin hepiniz için gelmesi dileğiyle…