Nomads ile Beirut’ta Cumartesi

Şansız bir yıl olduğunu düşündüğüm 2012’nin sonuna yaklaşırken, çokta şanssız olmadığını fark etmeye başladım. İç karartıcı kış mevsimi bile çok çabuk geçiyor ve soğuk hava bile keyif veriyor. Bu haftasonu soğuk havaya rağmen 2012 için hatırlanası bir haftasonu olarak notlarımdaki yerini aldı. Cuma akşamı Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti Derneği Defilsi ve Yemeği ile başlayan haftasonu en yakın dostum Tuğba’nın doğumgünü yemeği için Nomads ile devam etti. Hepimizin ilk kez gittiği mekanın atmosferi başarılı. Ancak sizde bizim gibi ismini duyup internet sitesine girdiğinizde fotoğraflara bakıp sakın mekanın büyüklüğüne aldanmayın. Mekan gidenlerin söylemiş olduğu gibi tam bir Beirut esintisinde. Kesinlikle menüsüne bakıp aç kalacağınızı düşünmeyin neredeysr hepsi tanıdığınız ancak adının farklı olduğu lezzetler. Mezeler ve ana yemek ortaya geliyor, ara sıcaklar heryerde olduğu gibi adet olarak servis yapılıyor. Tatlılar için çok iyi denemez fakat o anlık tatlı isteğinizi karşılıyor. Tabiki mekanın kalitesi yemeklere olduğu kadar görevli personelinede yansımış durumda. Güler yüzlü ilgili garsonlar gecenizin kusursuz geçmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Mekan seçimi yaparken tercih sebebimiz olmasında etkisi olan sahne showlarıda gayet başarılı. Heleki bizim gibi eğlenmeyi seven bir grup kızsanız bütün geceyi masa tepesinde geçireceksiniz demektir.
Geceniz büyük bir özenle hazırlanmış mezeler ile başlıyor. Mezelerde favorim ‘Muhammara’ oldu. Tanıdık bir o kadarda yeni bir tat. Tabule’den (Lübnan Kısırı), Ebregg(dolma) kadar birçok yeni lezzet. Fellah köftesi, humus, fıstıklı çiğ köfte gibi tanıdık tatlar ise biraz farklı baharatlarla şenlenmiş. Özellikle çiğ köftede kullanılmış olan yoğun kimyon damağınızdan gitmeyecek bir lezzet bırakıyor. Ara sıcaklarda ise en merak ettiğim falafeldi. Falafeli yedim ve merakımın çok yerinde olduğu kanısına vardım. Sıradan bir nohut köftesi deyip geçmeyin birçok baharatın rahatsız etmeyecek şekilde bir araya geldiği eşsiz lezzetlerden biri oldu. Ana yemekte çok tanıdık tatlar yer alıyordu. Pirzola, külbastı, kıymalı Babaganuş gibi başarılı bir lezzet şöleni. Müzikler Türk ve Lübnan kültürünün (müzik kültürü) olarak ne kadar benzediğinin göstergesi oluyor. Oryantal danslar, dansözler, zenneler ve elinde teflerle masa tepesinde eğlencenin doruk noktası. Bu kadar güzelliğin bedelini merak edenlere kişi başı 190 lira olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Eğer henüz gitmemiş olanlar varsa belki bilmek isterler. Muazzam sunumlar, eğlenceli showlarla Nomads İstanbul’un takdiri hak eden mekanları arasındaki yerini aldı. Gidilmesi gereken mekanlar listesinde yıldızını aldı.
Pazar günü evde oturmayı sevmeyenlerdenim. Bu pazar beni eve bağlayan en güzel şey annemin hazırladığı brunch ve sonrasında Kanaltürk Neşeli Patiler programı oldu. Yayında ve yapımda emeği geçenler ile bir alakası var mı demeyin. Hayvanlar benim için ırklarına göre kategorilere sahipler. Köpekler herzaman kediler ile kıyaslandığında 10 adım önde mesela. Hiçbir zaman hayvan dostlarımızı koruyalım diye bağıra bağıra sokaklara dökülüp yürüyüşlere katılmadım ancak onlarında sevgiye ihtiyaçları olduğunu savunmuyor değilim. Sevgi görmeyi ve korunmayı onlarda hak ediyorlar. Birde şu sokaktakiler saldırmasa sanırım hayvanlarla olan ilişkim daha sıcak olacak. Kanaltürk’te yayınlanmakta olan program bazılarımızın sevdiği, sahip olduğu, bazılarımızın korktuğu bu canlıların aslında nasıl en iyi dostlarımız olduğunu anlamamıza yardımcı oluyor. Ne diyelim emeği geçen herkesin ellerine sağlık.
Güzel bir haftasonundan sonra haftanın ilk iş gününde gelin bir değişiklik yapın ve pazartesi sendromu adı altındaki puslu düşünelerden arının. Haftaya neşeli ve güler yüzlü başlayın. Yen yıla yaklaşırken bütün güzelliklerin bu yıl sizinle olacağı inancını kaybetmeyin. Herkese iyi haftalar…

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir