Toplu terapi taşımacılığı(!)

İstanbul’da yaşıyorsanız eğer toplu taşıma kullanmamak için ya miktarını bile bilmediğiniz kadar çok paranız olmalı ya da harcadığınız parayı siz kazanmıyor olmalısınız. Toplu taşımalarda en sevdiğim şey tanımadığınız bir sürü insanla ilgili birçok şey öğreniyor olmanız. İsteyerek yada istemeyerek insanların konuşmalarına kulak misafiri olmamak pek mümkün değildir. Bugün benim kulak misafiri olduğum bir telefon konuşmasıydı. Konuşmanın konusu ise iş arkadaşlarımızın cinsiyeti. Konuşma hepimizin tanıdık olduğu bir konuşmaydı aslında. Telefondaki kızın sıkıntısı erkek arkadaşının birlikte çalıştığı kişinin bir kadın olmasıydı. Kız derdini anlatmaya çalıştıkça karşı taraftan gelen cevap kızın verdiği tepkilere bakılırsa anlamamakta ısrar etme yönündeydi. Bu tanıdık bir konuşmaydı çünkü bu tür konuşmaları hepimiz yapıyoruz. Erkeklerin kabullenmek istemediği sezgilerimiz yüzünden yada kadınların kendilerini erkeklerden daha iyi tanımasından kaynaklanan bir sebepten dolayı sıkça karşılaşıyoruz bu durumlarla. Haklı çıktğımız zamanda “ben sana söylemiştim” cümlesi egomuzu okşamıyor da değil…Siz karşınızdaki erkeğe iş arkadaşından hoşlanmadım dediğinizde hemen kıskanç oluyorsunuz. “Bu kadar da olmaz ama, sen artık saçmalamaya başladı…” gibi bir çok cümleyle yüzyüze geliyoruz. Sonra birden konu “ama sende Veliyle çalışıyorsun o ne olucak?” kısmına geliyor. Erkeklerin bu tartışmadan kendilerini galip sanarak ayrılmalarına gülüyoruz anca. Çünkü biliyoruz ki elbet o galibiyet sandıkları durumun içinde boğulup yine gelip bize sarılıcaklar. Bir kadının bir erkekle aynı işte çalışıyor olması yada iş arkadaşın tarafından kendisine olan bir ilgiyi fark etmiş olması asla bir kadının ilişkisi için bir tehlike değildir. Kadınlar (istisnalar haricinde) sevgisinde kolay kolay küçük heyecanlar yaşamak için vazgeçmezler. Bu yüzdende iş yerinde yada bir arkadaş ortamında her hangi bir yerde biri onlarla ilgileniyor olsa bile bu karşısındakine sadece anı yaşamak için karşılık vericeği anlamına gelmez. Aslında kadınlar sahip oldukları yarattıkları düzenden vazgeçmezler. Ancak bir kadın bir düzeni bozmak isterse o düzen bozulur. Bir erkek istedi diye hata yapmaz bir kadın. Yapılan yanlısların bedelini ödemek diye tabir edilen şey aslında biz kadınların ödemek isteyerek yaptığı hataların bedelidir. Sonucu bile bile oynarız bazı oyunları ve bu oyunlarada erkekleri biz dahil ederiz. Her ne kadar erkekler oyunları yönetiyor gibi görünsede sadece gibi görünürler. Onların oyunları oynarkenki savaşmaları bize zevk verir aslında. Çünkü oyunun sonunda tek başlarına kaldıklarında aslında oyunun hakimiyetinin kimde olduğunu fark ederler ama iş işten geçmiş olur. Bu yüzden bir kadın için bir erkekle çalışıyor olmak tehlike değildir. Bir kadın hemcinsinin kullandığı kelimelerden tutunda öğlen yemeği için seçtiği yemeğe kadar hemcisinin ne anlatmak istediğini ve hedefini bilir. Bir kadın erkeği için oluşan tehlikeyi ışık hızından bile hızlı sezer. İşin özü şu, telefonda kendini anlatmak için parçalayan kız bir kaç gün yada birkaç ay sonra erkek arkadaşı tarafından aldatılabilir. Belki bir heyecanla belki de gerçekden büyük bir aşkla Bu sadece erkek arkadaşı istediği için olmaz bu bir kadın istediği için olur. Sonuç böyle olmak zorunda değil ama eğer bir telefon konuşmasında bütün günün yorgunluğu üzerine erkek arkadaşınızla bir kadın yüzünden tartışıyorsanız eğer dikkat edin. Çünkü bu duruma gelme sebebiniz yine sizsiniz. Ve unutmayın rakibiniz aslında kendinizsiniz….
Kadın,erkek doğasını en iyi anlatan filmlerden biri….Zafer daima ne istediğini bilen biz kadınlarındır…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir